Turizmde artık sadece deniz, kum, güneş üçlüsüne ve turist sayısına odaklanmak yeterli değildir. Bu pazarda rekabetin yeni ölçüsü turist başına bırakılan geliri arttırmak ve turizmi 12 aya yaymaktır. Bunu da turizm eko sistemini daha dayanıklı, sürdürülebilir ve kazançlı hale getirerek elde edebiliriz.
Peki bununla ilgili neler yapabiliriz?
Kültür ve inanç turizmini canlandırabiliriz. Akdeniz antik kentler ve tarihi rotalar bakımından eşsiz bir zenginliğe sahiptir. (Aspendos, Perge, Sagalassos, Aziz Nicolas, Termessos vs.) Sahillerde sıkışan turistleri iç kesimlerdeki bu tarihi ve kültürel miras alanlarına yönlendirebiliriz.
Kırsal rotalar üzerinde yer alan kobileri destekleyerek, doğa yürüyüşü yolları ve yayla turizmi gibi alternatiflerin geliştirilmesine destek olarak sezonun uzamasını sağlayabiliriz.
Kış aylarında sağlık spor ve kongre turizmi için daha fazla profesyonel spor kulüplerinin kamp dönemlerini bölgeye çekerek, uluslararası kongrelere ev sahipliği yaparak, gelişmiş sağlık alt yapımızı en iyi şekilde tanıtarak ve pazarlayarak kış turizmini canlandırabiliriz.
Dayanıklı eko sistemler yaratarak küçük işletmelerin yeşil dönüşümünü ve dijital araçları kullanmasını teşvik edebiliriz.
Çevre odaklı yönetimleri destekleyerek, artan iklim krizi ve enerji maliyetlerine karşı otellerin karbon ayak izini azaltmasını, yenilebilir enerji kaynaklarına geçmesini ve sıfır atık politikalarının besimsenmesini bu sayede Akdeniz’in doğal güzelliklerinin korunmasını sağlayabiliriz .
Yüksek harcama potansiyeli olan turistleri (gastronomi meraklıları, golf turistleri, yat turizmi) çekmek için lüks ve butik hizmet kalitesini arttırılabiliriz.
Personele yatırım yaparak, kalifiye iş gücü açığını kapatmak, sektöre daha nitelikli elemanlar kazandırmak için akademi-sektör iş birliklerini destekleyerek, sektörel eğitim ve hizmet kalitesini yükseltebiliriz.
Hedef kitle analizleri yaparak, sosyal medya ve niş topluluklara yönelik pazarlama kampanyaları yürütebilir, veriye dayalı tanıtımlar yapabiliriz.
Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da alternatif rakiplere (Tunus, Mısır, Yunanistan vs.) karşı fiyat odaklı bir rekabet yerine, güvenli destinasyon algısı, gastronomi zenginliği ve Türk misafirperverliğini öne çıkarabiliriz.
Kısaca söylenecek ve tavsiye edilecek yüzlerce yol ve yöntem bulabiliriz; Peki bunca yıllık turizm geçmişimize dönüp baktığımızda acaba bu zamana kadar söylenen, yazılan çizilenlerin ne kadarını yaptık…
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.